Türkiye’nin demiryolu teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen Milli Hızlı Tren projesinde önemli bir eşik aşıldı. Projenin yürütücüsü olan kurum, ilk setin test süreçleri devam ederken seri üretim faaliyetlerine başladığını duyurdu. Planlanan takvim doğrultusunda, önümüzdeki iki yıl içerisinde toplam 14 adet hızlı tren setinin raylara indirilmesi hedefleniyor.

İlk Set Testlerde Başarı Sağladı

Proje kapsamında üretilen ilk tren seti, raylı sistemler üzerindeki performans testlerini başarıyla geçiyor. Dinamik seyir emniyeti testleri sırasında saatte 250 kilometre hıza ulaşan tren, işletme hızı olan 225 kilometrenin üzerindeki performansıyla beklentileri karşıladı. İlk setin test verileri, sonraki üretim süreçlerinde yapılacak iyileştirmeler için temel oluşturuyor.

Üretilecek yeni setlerin her biri 8 vagondan oluşacak ve toplamda 577 yolcu taşıma kapasitesine sahip olacak. Yerli mühendislerin geliştirdiği bu araçlar, Türkiye’nin hızlı tren teknolojisindeki özgün tasarım kabiliyetini temsil ediyor. Trenin kalbini oluşturan Cer Sistemi ve Tren Kontrol Yönetim Sistemi gibi kritik donanımlar da tamamen yerli imkanlarla üretiliyor.

Sakarya’daki Fabrikada Üretim Hızlanıyor

Seri üretim çalışmalarının merkezinde yer alan Türkiye’nin ilk özel hızlı tren fabrikası Sakarya’da faaliyete hazırlanıyor. İnşa sürecinde yüzde 90 seviyesine ulaşılan tesis, 18 bin metrekarelik devasa bir kapalı alana sahip. Fabrika tamamlandığında, tren setlerinin tüm üretim, montaj ve test aşamaları tek çatı altında gerçekleştirilebilecek.

Tesisin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte aylık bir hızlı tren seti üretilmesi planlanıyor. Bu stratejik yatırımın, hem demiryolu ağındaki araç ihtiyacını yerli kaynaklarla karşılaması hem de sektörde yeni bir istihdam alanı yaratması bekleniyor. Proje, Türkiye’nin ulaşım altyapısında teknolojik dönüşümü hızlandırmayı amaçlıyor.

2027 ve 2028 yılları için belirlenen 7'şer setlik üretim hedefi, ülkenin hızlı tren filosunu güçlendirecek. Yerli mühendislik ve yerli sanayi iş birliğiyle yürütülen bu çalışma, demiryolu taşımacılığında yerli payının artırılması adına atılmış en somut adımlardan biri olarak öne çıkıyor.