Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali, bu yıl 13. kez izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. 7 ile 11 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenecek etkinlik, doğa ve insan ilişkisine odaklanan nitelikli yapımları bir araya getiriyor. 90 farklı ülkeden gelen 600'ü aşkın başvuru arasından seçilen 44 film, ada halkı ve ziyaretçiler için ücretsiz olarak gösterilecek.

Festival programı; Halk Eğitim Merkezi ve Salhane mekanlarında gerçekleştirilecek film gösterimlerinin yanı sıra, yönetmen söyleşileri, atölyeler ve sergilerle zenginleşiyor. Etkinlik bu yıl, çevresel kayıpları ve bu yıkımlara yol açan kararları sorgulayan bir temayla öne çıkıyor. Sorumluluk, emek, zorunlu göç ve biyoçeşitlilik gibi kavramlar, festivalin ekoloji yaklaşımının temel taşlarını oluşturuyor.

Kolektif Dayanışma Platformu

Kurucu direktör Petra Holzer, festivalin sadece bir film seçkisi olmadığını, bağımsız bir dayanışma platformu işlevi gördüğünü vurguluyor. Holzer, 13 yıldır süregelen bu kolektif çabanın, izleyicileri ekolojik sorunlar hakkında birlikte düşünmeye davet ettiğini ifade ediyor. Festival, felaketlerin estetikleştirilmesinden ziyade, yaşam alanlarını savunanların gerçek deneyimlerine odaklanmayı amaçlıyor.

Uluslararası ve Yerel Seçkiler

Festivalin dört ana bölümden oluşan seçkisinde; Fethi Kayaalp Büyük Ödülü ve Madam Melpo Ödülü için yarışan 10 film yer alıyor. Gaia Öğrenci Yarışması 7 filme ev sahipliği yaparken, Panorama bölümünde 15 yapım izleyiciyle buluşacak. Özel gösterimler kapsamında ise Brezilya, Hindistan ve Sicilya gibi farklı coğrafyalardan ekoloji temalı belgeseller yer alıyor.

Türkiye yapımı eserler de festivalde dikkat çekiyor. Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın 'Kuru Taşın Başı' filmi, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen toplulukların hafızasına ışık tutuyor. Evrim İnci'nin 'Gelgit' belgeseli ise Karaburun çevresindeki zorlu yaşam koşullarını ve keçi yetiştiriciliği üzerinden doğa ile insan ilişkisini gözler önüne seriyor.

Sanatla Ekolojiyi Birleştiren Etkinlikler

Festival afişi, bu yıl sanatçı Seda Portakal imzası taşıyor. İplikle işlenen nakış detayları, her müdahalenin ekosistem üzerinde bıraktığı kalıcı izleri sembolize ediyor. Film dışı programlar kapsamında ses tasarımı, arkeoloji, emeğin ekolojisi ve kolektif film okuma gibi alanlarda düzenlenen atölyeler, katılımcılara disiplinlerarası bir deneyim sunuyor. Kenan Kahya ve yerel kadınların katılımıyla gerçekleşecek buluşmalar, toplumsal belleği ve müşterek emeği yeniden hatırlatmayı hedefliyor.