24 yıl.

Dile kolay.


İlk yayın günü.

O günden bugüne değişen çok şey oldu.

Teknoloji değişti.

Gazetecilik değişti.

Okur alışkanlıkları değişti.

Matbaa değişti.

İnternet değişti.

Ama bizim bir şeyimiz değişmedi.

Gazetecilik anlayışımız.

Biz Medya Gazetesi olarak 24 yıldır aynı yerde duruyoruz.

Bir tarafın yanında değil.

Bir kişinin arkasında değil.

Bir grubun önünde değil.

Osmaniye’nin yanında.

Bizim tarafımız Osmaniye.

Gazetecilik taraf tutmak değildir

Elbette insanın gönlünde bir taraf olabilir.

Herkesin olabilir.

Gazetecinin de olabilir.

Ama gazetecilik başka bir şeydir.

Gazetecilik, kendi düşüncenle haber arasına mesafe koyabilmektir.

Bir haberi sevmediğin için görmezden gelmemektir.

Bir kişiyi sevdiğin için yaptığı yanlışı saklamamaktır.

İyi yapılan işi de kim yaparsa yapsın görmektir.

Bizim anlayışımız hep buydu.

Bugün de bu.

Yarın da bu olacak.

Osmaniye’de haber değeri taşıyan herkesin haberini yaptık.

Yapıyoruz.

Yapmaya devam edeceğiz.

Çünkü bizim işimiz insanları ayırmak değil.

Haberi ayırmak.

Doğruyu yanlıştan.

Hizmeti hatadan.

Eleştiriyi hakaretten.

Gazeteciliği menfaatten.

Kimseye minnet etmedik

Yıllar geçti.

Çok şey gördük.

Hakkımızın yenildiğini düşündüğümüz zamanlar oldu.

Üzüldük.

Kırıldık.

Ama kimseye boyun eğmedik.

Allah’a havale ettik.

Çünkü biz rızkın insandan değil, Allah’tan geldiğine inandık.

Kimsenin ekmeğine göz dikmedik.

Kimsenin hakkını istemedik.

Hakkımız olmayanı da almadık.

Gazeteciliği kullanıp ihale peşinde koşmadık.

İş peşinde koşmadık.

Bir kurumun kapısını, gazetecilik kimliğimizi kullanarak kendi menfaatimiz için aşındırmadık.

Yıllarca matbaamız vardı.

Yaklaşık 20 yıl.

Ama kendi matbu işlerimizi bile başka matbaalarda bastırdığımız dönemler oldu.

Neden?

Çünkü gazeteci ile matbaacıyı birbirine karıştırmadık.

Biz gazeteciydik.

Matbaacı değil.

Başkan Çenet’in sözleri bizi mutlu etti

Osmaniye Belediye Başkanı Sayın İbrahim Çenet’in geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı yazıda Medya Gazetesi hakkında kullandığı bir cümle bizim için ayrıca kıymetliydi.

“Konulara iki taraflı bakma gayretini korumaya çalışan mesela Medya Gazetesi’nin de titizliğini görebiliyoruz.”

Bu sözler bizi gerçekten onurlandırdı.

Çünkü bizim 24 yıldır anlatmaya çalıştığımız gazetecilik anlayışının bir cümleyle tarif edilmesiydi bu.

Teşekkür ederiz Sayın Başkan.

Bizi gördüğünüz için.

Bizi doğru okuduğunuz için.

Ama bir şeyi de özellikle söyleyelim.

Biz iyi yapılan işi alkışlamak için kimsenin talimatını beklemeyiz.

Yanlış gördüğümüzü eleştirmek için de kimseden izin istemeyiz.

Bu bizim mesleğimiz.

Bu bizim sorumluluğumuz.

Osmaniye için yapılan her güzel iş değerlidir

Sayın Çenet’in belediye başkanlığı döneminde Osmaniye’de yapılan çalışmaları da görüyoruz.

Yollar.

Asfalt çalışmaları.

Kaldırımlar.

Karaçay.

Zorkun.

Saklı Şelale.

Şehir Kütüphanesi.

İçme suyu projeleri.

Turizm yatırımları.

Bunların her biri Osmaniye’nin geleceği açısından önem taşıyor.

Özellikle Aslantaş suyunun Osmaniye’ye getirilmesi konusunda ortaya konulan hedef, şehrin geleceği bakımından dikkat çekici.

Çünkü su artık yalnızca musluktan akan bir hizmet değildir.

Su, gelecek demektir.

Tarım demektir.

Şehir demektir.

Nüfus demektir.

Hayat demektir.

Bu nedenle Osmaniye’nin su meselesine yönelik kalıcı çözümler üretilmesini önemsiyoruz.

Zorkun konusunda atılan adımları da önemsiyoruz.

Zorkun sadece bir yayla değildir.

Osmaniye’nin nefesidir.

Turizm potansiyelidir.

Çocukluğumuzdur.

Anılarımızdır.

Geleceğimizdir.

Saklı Şelale gibi doğal değerlerin korunarak turizme kazandırılması da kent açısından önemli bir kazanımdır.

Şehir Kütüphanesi de öyle.

Bir şehrin gerçek zenginliği yalnızca binaları değildir.

Kitaplarıdır.

Çocuklarıdır.

Gençleridir.

Kültürüdür.

Eleştiri düşmanlık değildir

Biz zaman zaman belediyeyi eleştiriyoruz.

Başkanı eleştiriyoruz.

Eksik gördüğümüz işleri yazıyoruz.

Bunu kin için yapmıyoruz.

Nefret için hiç yapmıyoruz.

Bir hizmet daha iyi olsun diye yapıyoruz.

Çünkü gazetecilik yalnızca “aferin” demek değildir.

Gazetecilik bazen “burada yanlış var” diyebilmektir.

Bazen de “burada güzel bir iş yapılmış” diyebilmektir.

İkisini birden söyleyemiyorsanız gazetecilik yapmıyorsunuz demektir.

Sadece propaganda yapıyorsunuzdur.

Biz propaganda yapmıyoruz.

Gazetecilik yapıyoruz.

İftira gazetecilik değildir

Bir insanı eleştirebilirsiniz.

Bir yöneticiyi eleştirebilirsiniz.

Bir siyasi partiyi eleştirebilirsiniz.

Bir belediyeyi eleştirebilirsiniz.

Ama bunun bir sınırı vardır.

Yalan söyleyemezsiniz.

İftira atamazsınız.

Tehdit edemezsiniz.

Kişilik haklarına saldırmayı gazetecilik diye anlatamazsınız.

Bizim itirazımız tam da buna.

Kim olursa olsun.

Hangi görüşten olursa olsun.

Hangi makamda bulunursa bulunsun.

Eleştiri başka şeydir.

Karalama başka.

Gazetecilik başka şeydir.

Menfaat başka.

Bizim derdimiz insanlarla kavga etmek değil.

Haber yapmak.

Biz değişmeyeceğiz

Bizi seven olur.

Sevmeyen olur.

Bizi iyi bulan olur.

Kötü bulan olur.

Canı sıkılan olur.

Memnun olan olur.

Bunların hepsi hayatın içinde var.

Bizim için önemli olan başka.

Biz kendimize baktığımızda ne görüyoruz?

24 yıllık bir geçmiş.

Binlerce haber.

Sayısız emek.

Gece gündüz çalışan insanlar.

Ve tek bir hedef:

Osmaniye’ye hizmet eden gazetecilik.

Biz kimsenin düşmanı değiliz.

Kimseyle kişisel bir hesap peşinde değiliz.

Bizim hesabımız haber hesabıdır.

Yanlış gördüğümüzde yazarız.

Doğru gördüğümüzde yazarız.

İyi hizmet yapan kim olursa olsun yanında dururuz.

Çünkü makamlar geçicidir.

İsimler değişir.

Partiler değişir.

Yöneticiler değişir.

Ama Osmaniye kalır.

Biz de Osmaniye’nin yanında kalırız.

24 yıldır olduğu gibi.

Bugün olduğu gibi.

Yarın da.

Bizim tarafımız belli.

Osmaniye.

Gerisi teferruat.