Osmaniye'nin sahipsiz olduğunu hep sokak dedikodusundan duyarız.

Her yerde aynı cümle.

“Osmaniye sahipsiz.”

Gerçekten öyle mi?

Bence değil.

Osmaniye sahipsiz değil.

Osmaniye'nin siyasi anlamda çok önemli bir değeri var.

Devlet Bahçeli.

Osmaniye'nin yetiştirdiği.

Türkiye siyasetinde yıllardır ağırlığı bulunan.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanı.

Peki biz Osmaniyeliler olarak bu siyasi değerin ne kadar farkındayız?

Asıl soru burada başlıyor.

*****

6 Şubat depremlerinden sonra Osmaniye çok ağır bir süreç yaşadı.

Evler yıkıldı.

İş yerleri zarar gördü.

Mahalleler değişti.

İnsanların hayatı altüst oldu.

Ama bugün başka bir Osmaniye konuşuyoruz.

Yeni konutlar.

Yeni yollar.

Yeni kamu yatırımları.

Yenilenen yapılar.

Devam eden projeler.

Şehir yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor.

Elbette bütün bunların arkasında devletin kurumları var.

Kamu kaynakları var.

Yerel yönetimler var.

Bürokrasi var.

Ve siyasi irade var.

Bu noktada Devlet Bahçeli'nin Osmaniye üzerindeki siyasi etkisini de görmezden gelemeyiz.

Çünkü bu şehrin Ankara'daki en güçlü siyasi temsil noktalarından biri yıllardır Bahçeli'dir.

Osmaniye'ye yönelik yatırımlarda ve projelerde siyasi desteğin etkisi elbette tartışılabilir.

Ama yok sayılamaz.

“Devlet Bey olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı” demek de doğru olmaz.

“Devlet Bey'in hiçbir etkisi yok” demek de.

Gerçek, bu iki uç cümlenin arasında aranmalıdır.

*****

Gelelim işin daha can sıkıcı tarafına.

Son seçimlerde Osmaniye'nin siyasi tablosu ortada.

Kentten dört milletvekili çıkıyor.

Ama Devlet Bahçeli'nin dışında MHP'den milletvekili çıkmadı.

Şimdi burada parti tartışmasına girmeden bir soru soralım.

Osmaniye neden siyasi gücünü daha fazla Ankara'ya taşıyamıyor?

Neden bazı şehirler seçim dönemlerinde bütün siyasi ağırlığını kendi şehirleri için kullanırken, Osmaniye aynı sonucu ortaya koyamıyor?

Bu sorunun cevabını sadece vatandaşa yüklemek kolaycılık olur.

Siyasi teşkilatların da kendisine bakması gerekir.

Milletvekillerinin de.

Yerel yöneticilerin de.

Partilerin il ve ilçe teşkilatlarının da.

Çünkü siyaset sadece seçim günü yapılan çalışma değildir.

Seçimden seçime hatırlanan vatandaş da doğal olarak bir süre sonra soruyor:

“Beni seçimden önce hatırlıyorsunuz da seçimden sonra neredesiniz?”

Bu soru önemlidir.

*****

Gelelim Devlet Bahçeli'nin isminin kullanılmasına ilişkin tartışmalara.

Osmaniye'de zaman zaman bazı kişilerin siyasi isimlerin yakınlığını kendi işleri için kullandığı yönünde iddialar konuşuluyor.

Burada dikkatli olmak gerekiyor.

Ortada somut belge yoksa kimse hakkında “şunu yaptı” diyemeyiz.

Ama bir başka gerçeği de konuşabiliriz.

Bir siyasetçiyle çekilmiş fotoğraf, kimseye sınırsız yetki vermez.

Bir makam ziyaretinde çekilen fotoğraf, kamu adına verilmiş talimat anlamına gelmez.

Bir siyasi liderin ismini kullanmak, o liderin adına konuşma hakkı kazandırmaz.

Hele hele kamu ihaleleri, iş takibi veya kişisel menfaat söz konusu olduğunda daha da dikkatli olmak gerekir.

Çünkü burada yalnızca kişinin itibarı söz konusu değildir.

Siyasetçinin itibarı da söz konusudur.

Partinin itibarı da.

Şehrin itibarı da.

*****

İşte tam burada MHP Osmaniye teşkilatına önemli bir görev düşüyor.

İl başkanlığına.

Merkez ilçe başkanlığına.

Teşkilat yöneticilerine.

Eğer gerçekten birileri Devlet Bahçeli'nin adını kullanarak kendi adına avantaj sağlamaya çalışıyorsa, bunun ortaya çıkarılması gerekir.

Varsa belge konuşmalı.

Varsa işlem konuşmalı.

Varsa gerçek ortaya konulmalı.

Yoksa da söylentilerin önü kesilmeli.

Çünkü siyasette boşluk bırakılırsa o boşluğu dedikodu doldurur.

Dedikoduyu da bazen çıkar hesabı yapanlar kullanır.

Bir kişinin siyasi bir isimle fotoğraf çektirmesinde elbette hiçbir sorun yok.

Sorun fotoğraftan sonra başlar.

“Ben onun adamıyım.”

“Ben onun adına geldim.”

“Bu iş onun bilgisi dahilinde.”

İşte bu tür ifadelerin gerçekten kullanılıp kullanılmadığı varsa araştırılmalıdır.

Çünkü hiçbir siyasi liderin adı kişisel çıkar için kullanılmamalıdır.

*****

Bir başka hassas konu da gazetecilik.

Gazetecilik, siyasi güçle fotoğraf çektirmek değildir.

Gazetecilik, bir makamın kapısından girebilmek değildir.

Gazetecilik, bir siyasetçinin adını kullanarak iş takip etmek hiç değildir.

Gazetecilik soru sormaktır.

Belge istemektir.

Yanlış gördüğünü yazmaktır.

Doğru yapılanı da teslim etmektir.

Gazeteci iktidara da muhalefete de mesafesini koruyabilmelidir.

Bu nedenle kendisini gazeteci olarak tanıtan herkesin aynı kefeye konulması da doğru değildir.

Ama gazetecilik sıfatının kişisel çıkar için kullanıldığına ilişkin somut bir durum varsa, bunun da gazetecilik meslek ilkeleri açısından sorgulanması gerekir.

*****

Osmaniye'nin ihtiyacı kavga değil.

Osmaniye'nin ihtiyacı siyasi dedikodu hiç değil.

Osmaniye'nin ihtiyacı ortak akıl.

Şehirde kim yatırım yapıyorsa teşekkür edilmeli.

Kim eksik yapıyorsa eleştirilmeli.

Kim yanlış yapıyorsa hesabı sorulmalı.

Kim iyi iş yapıyorsa siyasi kimliğine bakılmadan hakkı teslim edilmeli.

Devlet Bahçeli Osmaniye için siyasi bir değerdir.

Bu gerçeği kimse yok sayamaz.

Fakat bir siyasetçiye değer vermek, onun adına konuşan herkesi sorgulamadan kabul etmek anlamına gelmez.

Tam tersine.

Gerçek sahiplenme, o ismin yanlış kullanılmasına izin vermemektir.

*****

Osmaniye sahipsiz değil.

Bunu artık kabul edelim.

Ama Osmaniye'nin sahipleri de siyasi makamlar değil.

Bu şehirde yaşayan insanlar.

Esnaf.

İşçi.

Çiftçi.

Öğretmen.

Öğrenci.

Gazeteci.

Memur.

Emekli.

Gençler.

Kadınlar.

Depremden sonra yeniden hayat kurmaya çalışan aileler.

Herkes.

Devlet Bahçeli'nin Osmaniye üzerindeki siyasi ağırlığı ortada.

Bu ağırlığın kente daha fazla hizmete dönüşmesi ise yalnızca bir kişinin değil, bütün siyasi aktörlerin sorumluluğunda.

Asıl mesele burada.

İsimleri kullanmak kolay.

Fotoğraf çektirmek kolay.

“Ben falancanın adamıyım” demek kolay.

Zor olan, Osmaniye için gerçekten bir şey yapmak.

Zor olan, hesap verebilmek.

Zor olan, siyaseti kişisel menfaatten ayırmak.

Ve en zoru...

Kendi mahallendeki yanlışa da “yanlış” diyebilmek.

Osmaniye'nin ihtiyacı tam olarak bu.

Daha fazla siyasi güç değil sadece.

Daha fazla siyasi sorumluluk.

Daha fazla şeffaflık.

Daha fazla hesap verebilirlik.

Ve en önemlisi...

Kimsenin bir başka siyasetçinin adının arkasına saklanamadığı bir Osmaniye.