İstanbul'da yaşanan yoğun yağışlar ve beraberindeki su baskınları, yaşam alanlarında ve araçlarda ciddi hasarlara yol açarken sigorta güvencesinin önemini yeniden hatırlattı. Türkiye genelinde araç ve konut sahiplerinin büyük bir bölümünün poliçesiz kalması, olası doğal afet ve su baskınları sonrasında aile bütçeleri ve işletmeler için yüksek mali kayıpları beraberinde getiriyor.

Ülke genelindeki istatistiklere bakıldığında araçların yaklaşık dörtte üçünün kasko sigortasından yoksun olduğu görülüyor. Benzer şekilde özel konutlarda da her beş evden dördünün özel konut sigortası bulunmuyor. Yaşanan sel felaketleri, konut ve araç korumasında doğru teminatların seçilmesinin hayati derecede önemli olduğunu gösteriyor.

Araç Sahipleri İçin Sigorta Güvencesi Neden Önemli?

Türkiye genelinde toplam araç parkında kasko sigortalılık oranı yüzde 26 seviyesinde kalırken otomobil özelinde bu oran yüzde 37 düzeyine çıkıyor. Bu veriler, yollardaki araçların büyük çoğunluğunun sel, su baskını veya kaza gibi durumlarda korumasız olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Günümüz koşullarında yedek parça ve onarım maliyetlerinin yükselmesi, sigortasız araç sahipleri için büyük bir finansal risk oluşturuyor.

Trafikteki sürücülerin en çok karıştırdığı konulardan biri de Zorunlu Trafik Sigortası ile kasko arasındaki temel farklar olarak öne çıkıyor. Trafik sigortası yalnızca üçüncü kişilere verilen zararları karşılarken, araç sahibinin kendi aracında sel veya su baskını nedeniyle oluşan zararları kapsamaz. Bu tür durumlarda sigorta güvencesinden faydalanabilmek için kasko poliçesindeki sel teminatı ve muafiyet şartlarının dikkatle incelenmesi gerekir.

Konut Sigortasında Büyük Güvence Açığı Bulunuyor

Konutlarda özel sigortalılık oranının yaklaşık yüzde 20 seviyesinde bulunması, binalar ve ev eşyaları açısından ciddi bir risk tablosuna işaret ediyor. Su baskını gibi olaylar sadece binaya değil, mobilyalara, elektronik eşyalara ve yaşam alanının kullanılamaz hale gelmesine yol açarak geniş kapsamlı harcamalar doğuruyor.

Ev sahiplerinin yanı sıra kiracıların da kendi ihtiyaçlarına ve eşyalarına uygun özel konut poliçeleri yaptırması gerektiği vurgulanıyor. Halk arasında DASK olarak bilinen Zorunlu Deprem Sigortası ise yalnızca deprem ve deprem kaynaklı hasarları sınırlı limitlerde karşılar. Yağış kaynaklı sel ve su baskını zararları DASK kapsamına girmediği için konut sahiplerinin ek teminat içeren özel poliçeleri tercih etmesi gerekmektedir.

Beklenmedik felaketlerin ardından hızlıca toparlanabilmek ve günlük yaşama aksamadan devam edebilmek adına doğru teminat limitleri ile hazırlanan poliçelerin hayatı kolaylaştırdığı ifade ediliyor.