Kadınların estetik açıdan en sık yakındığı konulardan biri olan selülit, kimi durumlarda farklı bir sağlık sorununun belirtisi olabiliyor. Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, uygulanan estetik müdahalelere rağmen görünümü değişmeyen ve giderek belirginleşen selülitlerin, kronik bir hastalık olan lipödem ile ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. Bacaklarda görülen portakal kabuğu görünümünün her zaman yalnızca estetik bir kusur olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Karacalar, doğru tanının tedavi sürecindeki en önemli aşama olduğunun altını çiziyor.

Lipödem Nedir ve Nasıl Fark Edilir?

Lipödem, deri altındaki yağ dokusunun anormal ve orantısız bir şekilde dağılmasıyla karakterize edilen kronik bir hastalıktır. Özellikle kadınlarda gözlemlenen bu durum; kalça, uyluk, bacak ve bazen kollarda simetrik bir yağ dokusu artışı olarak ortaya çıkar. Selülitten farklı olarak lipödemde yağ dokusundaki değişime dokunmakla oluşan ağrı, hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarma gibi fizyolojik şikayetler eşlik eder.

Selülit, deri altındaki yağ dokusu ile bağ dokusu septalarının etkileşimi sonucunda cilt yüzeyinde oluşan çukurlaşmadır. Uzmanlar, selülit ve lipödemin birbirine benzeyen görünümler oluşturabildiğini, ancak tamamen farklı süreçler olduğunu ifade ediyor. Bazı hastalarda her iki durumun bir arada görülebileceğini belirten hekimler, selülit tedavilerinden beklenen sonucun alınamadığı durumlarda lipödem ihtimalinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Lipödem Şüphesi Uyandıran Belirtiler

Vücudunda dirençli doku değişiklikleri olan kişilerin şu belirtileri gözlemlemesi durumunda bir uzmana başvurması öneriliyor:

  • Vücudun üst kısmıyla orantısız şekilde kalınlaşmış bacaklar.
  • Her iki bacakta simetrik olarak ilerleyen yağlanma.
  • Dokunulduğunda hissedilen belirgin ağrı ve hassasiyet.
  • Belirgin bir darbe olmaksızın oluşan morluklar.
  • Bacaklarda sürekli bir dolgunluk ve ağırlık hissi.
  • Yağ birikiminin ayak bileği seviyesinde bitip ayakları koruması.

Erken teşhis edilen lipödem, hastaların yaşam kalitesini artıracak bir tedavi ve takip planının oluşturulmasına olanak tanıyor. Hareket kısıtlılığına ve günlük aktivitelerde zorlanmaya yol açabilen bu hastalıkta egzersiz, beslenme düzeni, kompresyon uygulamaları ve cerrahi seçenekler değerlendirilebiliyor. Özellikle dirençli doku görünümüne eşlik eden ağrı ve hassasiyet gibi ikincil belirtiler varlığında, konuyla ilgilenen uzman bir hekim tarafından detaylı bir muayene yapılması büyük önem taşıyor.