Avrupa Birliği'nin otomotiv sektöründe üretimi kıta içinde tutmayı hedefleyen Made in Europe yaklaşımı, Türkiye'nin ihracat gücünü doğrudan ilgilendiren bir gündem maddesi haline geldi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ender Yılmaz, bu düzenlemenin Türkiye'yi dışarıda bırakması durumunda sanayi ekosisteminin ciddi zararlar görebileceği uyarısında bulundu.

Üretim Zincirinde Türkiye Gerçeği

Türkiye'nin uzun yıllardır Avrupa'nın en önemli üretim ve tedarik merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, ülkenin otomotiv değer zinciriyle tamamen bütünleşmiş durumda olduğunu belirtti. Üretim kapasitesi, nitelikli iş gücü ve mühendislik yetkinlikleri sayesinde Türkiye'nin Avrupa'nın rekabet gücünü destekleyen ana unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Bu entegrasyonun bozulmasının, sadece Türkiye için değil, Avrupa otomotiv sektörünün verimliliği açısından da risk oluşturduğunu savundu.

Elektrikli Araç ve Yeni Nesil Teknoloji Dönüşümü

Küresel otomotiv dünyasında yaşanan büyük dönüşüme dikkat çeken Yılmaz, elektrikli araçlar ve batarya teknolojilerinin üretim modellerini kökten değiştirdiğini vurguladı. Bu süreçte ayakta kalmanın yolunun, birbirini tamamlayan sanayi altyapılarının korunmasından geçtiğini belirtti. Türkiye'nin bu süreçte devre dışı bırakılmasının, hem ülkemizdeki yatırımları hem de Avrupa'nın küresel piyasalardaki rekabet avantajını zayıflatabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Uzun Vadeli Stratejik Yatırım Kararları

Yılmaz, kararların sadece bugünü değil, önümüzdeki 20-30 yıllık yatırım planlarını etkilediğini hatırlattı. Avrupa Birliği nezdinde atılacak adımların sanayi politikalarıyla uyumlu olması gerektiğine işaret ederek, şu çağrıyı yaptı: "Karar vericilerin üretim zincirlerinin bütünlüğünü gözetmesi gerekiyor. Bu, ortak rekabet gücümüzü artıran en temel unsurdur."

Sektör temsilcilerinin, diplomatik ve teknik girişimleri acilen hızlandırması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, Türkiye'nin otomotivdeki kazanımlarının korunması için topyekûn bir çalışma yürütülmesi gerektiğini savundu. Yeni nesil yatırımların önünün açılması ve küresel dönüşümde Türkiye'nin güçlü konumunu pekiştirmesi için iş birliğinin kritik bir öneme sahip olduğu belirtildi. Yetkililerin sanayi çevreleriyle eşgüdümlü hareket etmesi, bu sürecin başarıyla yönetilmesinde belirleyici olacaktır.