Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İletişim Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “Sıfır Atık’tan COP31’e: Türkiye’nin İklim Diplomasisi” başlıklı panelde önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin COP31 başkanlığına giden süreçteki kararlılığını ifade eden Kurum, iklim değişikliğiyle mücadele noktasında artık söylemden ziyade somut adımların atılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Kurum, yaptığı konuşmada dünya genelinde verilen iklim taahhütlerinin artık uygulamaya geçirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Türkiye'nin bu süreçte dünyaya vereceği temel mesajın “Artık taahhütlerin eyleme geçme zamanıdır” olduğunu ifade eden Kurum, uygulama döneminin resmen başladığını duyurdu.

Sıfır Atık vizyonu ve sürdürülebilirlik hedefleri

COP31 Başkanlığı kapsamındaki 10 temel öncelikli başlıktan ilkinin Sıfır Atık hareketi olduğunu belirten Kurum, Türkiye'nin hedeflerini paylaştı. Ülkenin 2035 yılına kadar belediye atık üretimindeki artışı yarıya indirmeyi hedeflediğini söyleyen Bakan, döngüsel malzeme kullanım oranını ise yüzde 15 seviyesinin üzerine taşımayı planladıklarını açıkladı. Geri kazanım oranlarının 2017 yılında yüzde 13 seviyesinden 2025 yılında yüzde 37 seviyesine yükseldiğini belirten Kurum, bu çalışmalar sayesinde 90 milyon ton atığın ekonomiye kazandırılarak 365 milyar liralık bir katkı sağlandığını ifade etti. Ayrıca Depozitosu Olan Ambalajlar sistemiyle 520 milyon ambalajın tekrar ekonomiye kazandırıldığı bilgisi verildi.

Uluslararası zirve ve diplomasi trafiği

Türkiye'nin yaklaşık bir yıldır yoğun bir iklim diplomasisi yürüttüğünü kaydeden Bakan Kurum, bu dönemde 51 ziyaret gerçekleştirildiğini ve 16 uluslararası zirveye katılım sağlandığını aktardı. Antalya'da gerçekleştirilecek büyük organizasyonda 85 lider, 300'e yakın bakan ve 1,5 milyonu aşkın ziyaretçinin ağırlanacağını belirten Kurum, bölgenin Türkiye'nin en büyük açık hava etkinlik merkezi haline getirileceğini vurguladı.

İklim krizinin etkilerine de değinen Kurum, yaşanan aşırı hava olaylarının dirençli şehirler inşa etme zorunluluğunu artırdığını belirtti. İklim değişikliğine uyumun sadece teknik bir süreç değil, aynı zamanda güçlü bir diplomasi gerektirdiğini ifade eden Kurum, Türkiye'nin farklı ihtiyaçlara sahip ülkeleri ortak bir çözüm zemininde buluşturmayı hedeflediğinin altını çizdi. Gelecek dönemde elektrifikasyon, finansman imkanlarının geliştirilmesi ve sağlıklı sistemlerin kurulması gibi alanlarda somut yatırımların hızlanacağı açıklandı.