Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan ve kendisinden uzun süredir haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun akıbetiyle ilgili yürütülen hukuki süreçte önemli bir aşamaya gelindi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, yürütülen soruşturmanın titizlikle devam ettiğini ve dosyadaki yeni iddiaların mercek altına alındığını ifade etti.
Bakan Gürlek, Gülistan Doku soruşturması kapsamında naaşa ulaşmanın en temel hedefleri olduğunu vurguladı. Dosyadaki mevcut bulgulara göre, Doku'nun naaşının olay sonrası birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine dair ciddi beyanlar bulunduğunu belirten Gürlek, kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de uzman ekipler tarafından değerlendirildiğini açıkladı.
Soruşturmada yeni deliller ve tutuklamalar
2026 yılı itibarıyla derinleştirilen soruşturmada, daha önce göz ardı edilmiş olabilecek teknik kayıtlar, kamera görüntüleri ve baz istasyonu verileri yeniden inceleniyor. Yapılan teknik analizler, olayın "kasten öldürme" şüphesiyle ele alınmasını sağladı. Özellikle su altı arama çalışmaları sırasında yaşanan aksaklıklar ve kayıtlardaki uyumsuzluklar, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Uzunçayır Baraj Gölü'nde arama yapan bazı dalgıçların delilleri kararttığı iddiasıyla gözaltına alınması ve ardından tutuklanması, sürecin farklı bir boyuta taşınmasına neden oldu.
Soruşturma süreci dahilinde eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov başta olmak üzere, dönemin bazı kamu görevlilerinin yakınları da dahil çok sayıda şüpheli ifadesi alınmak üzere adliyeye sevk edildi. Mustafa Türkay Sonel gibi isimlerin tutuklanmasıyla genişleyen dosyada, adaletin tecellisi için ailenin beklentileri ön planda tutuluyor.
Kayıp vakasında belirsizlik sürüyor
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 sabahı Munzur Üniversitesi'ndeki eğitimine gitmek üzere evinden ayrılmış ve bir daha geri dönmemişti. Şehir içi ulaşımda görülen Doku'nun son olarak Uzunçayır Baraj Gölü çevresindeki viyadük bölgesinde sinyal verdiği belirlenmişti. Geçen beş yıllık süre zarfında su altı ve kara operasyonları gerçekleştirilmesine rağmen somut bir bulguya ulaşılamamıştı. Yeni dönemde ortaya çıkan tanık beyanları ve dijital kanıtlar, ailenin yıllardır sürdürdüğü adalet arayışında çözüm umutlarını yeniden yeşertti. Yetkililer, naaşa ulaşılmasının ailenin evlatlarının kabri başında dua edebilmeleri için birincil görevleri olduğunu belirtiyor.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.