Düzce'nin Akçakoca ilçesi Hacıyusuflar Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve Değirmenağzı Deresi ile Ceneviz Kalesi arasında uzanan kıyı bandı, yapılaşma kararlarıyla gündeme geldi. Yıllar boyunca doğal sit statüsüyle korunan bu falezlik alanın belirli bölümlerinde koruma statüsünün kaldırılması, bölgedeki imar faaliyetlerinin önünü açtı.

Doğal sit niteliği taşıyan çevre arazilerin aksine, kıyı şeridindeki bu noktanın yapılaşmaya açılması kamuoyunda çeşitli soru işaretlerine neden oldu. Bölgedeki düzenlemelerin, kıyıya yaklaşık 30 ile 50 metre mesafede yer alan parselleri kapsaması dikkat çekiyor. Sadece özel mülkiyetli arazilerle sınırlı olmayan bu durum, bölgenin peyzaj yapısının değişeceği endişesini doğuruyor.

İmar planlarında kamu yararı sorgulanıyor

Falezler üzerindeki yapılaşma izinleri; kıyı mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve kamu güvenliği açısından uzmanlar tarafından mercek altına alındı. Doğal peyzajın korunması ve olası yapısal riskler, bölge sakinlerinin ve çevreci grupların tepkisine yol açtı. İlgili kurumların kıyıya sıfır noktada verdiği bu imar kararlarının, sürdürülebilir şehirleşme ilkeleriyle örtüşüp örtüşmediği ise tartışmaların odağında yer alıyor.

Konuyla ilgili şeffaflık beklentisi taşıyan vatandaşlar, koruma statüsünün kaldırılma nedenlerini sorguluyor. Yapılan imar değişikliklerinin bölge halkının genel menfaatlerine hizmet edip etmediği veya bu alanların kişisel rant odaklı bir yapılaşmaya açılıp açılmadığı sorusu cevabını arıyor. Kıyı bölgelerinin özel koruma statüsünden çıkarılarak inşaata açılması, çevre politikaları açısından emsal teşkil edebileceği için yakından takip ediliyor.

Yasal süreç devam ediyor

Bölgedeki planlama kararlarının hukuka uygunluğu, bölge sakinleri tarafından yargıya taşınmış durumda. Mahkeme süreci devam ederken, kıyı bandındaki yapılaşmanın durdurulması yönündeki talepler ise önceliğini koruyor. Yargının vereceği nihai kararın, Akçakoca'nın turizm potansiyeli ve doğal mirasın korunması açısından kritik bir rol oynaması bekleniyor. Yerel yönetim ve planlama kurumlarının, çevresel etki değerlendirmelerini ve kamu yararını gözeterek süreçteki rollerini netleştirmesi talep ediliyor. İmar hukukuna ve kıyı kanununa uygunluğu tartışılarak ilerleyen bu süreçte, bölgedeki doğal dokunun korunması noktasında kararlılık vurgulanıyor.