Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen 17 Ağustos depreminin yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, jeoloji mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz önemli açıklamalarda bulundu. Pancar Deposu'nda gerçekleştirilen "17 Ağustos Deprem Riskleri ve Dirençlilik" başlıklı söyleşiye yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.

Afetlere Hazırlıkta Stratejik PlanlamaNilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, afet öncesi hazırlık süreçlerinin toplum genelinde yeterli bilince ulaşmadığını belirtti. Deprem sonrasında hızla alınan kararların bir süre sonra unutulduğunu ifade eden Özdemir, yerel yönetim olarak dirençli bir şehir yapısı kurmak için sistemli bir çalışma yürüttüklerini vurguladı.

Belediye bünyesinde hayata geçirilecek lojistik merkezi projesine değinen Özdemir, acil durumlarda ihtiyaç duyulan iş makineleri, gıda ve temel ekipmanların tek noktadan yönetileceğini açıkladı. Kentsel dönüşüm süreçlerinde ise belediyenin koordinasyon rolünü güçlendiren bütüncül bir model üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Bursa ve Nilüfer İçin Deprem Risk AnaliziProf. Dr. Okan Tüysüz, söyleşide Türkiye'nin depremsellik haritasını ve Marmara Bölgesi'nin genel risk profilini veriler ışığında değerlendirdi. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye'nin uzun yıllardır süren hazırlıksızlık sürecini daha net anladığını belirten Tüysüz, artık sadece deprem sonrası değil, öncesindeki önleyici adımlara odaklanılması gerektiğinin altını çizdi.

Bursa'nın zemin durumuyla ilgili çarpıcı veriler paylaşan Tüysüz, şehir merkezindeki geniş bir alanın zayıf zemin özellikleri taşıdığını vurguladı. Nilüfer özelinde ise Çalı, Tahtalı, Kayapa, Zafer ve Gölyazı bölgelerinden geçen fay hatlarının tarihsel olarak bölgeyi etkilediğine işaret etti. Bu fay sistemlerinin 1855 ve 1968 yıllarında önemli sarsıntılara sebep olduğunu hatırlattı.

Yapılaşmada Fay Hattı KurallarıTüysüz'ün vurguladığı en temel hususlardan biri, diri fay hatlarının geçtiği bölgelerde yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesi gerektiği oldu. Harita çalışmalarıyla binaların konumları arasında riskli kesişmelerin görüldüğünü belirten jeoloji uzmanı, imar planlarının bu gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi çağrısında bulundu.

Deprem zararlarını minimize etmek için izlenmesi gereken temel yöntemler şunlardır: Diri fay hatları üzerinde yapılaşmanın tamamen durdurulması. Mevcut bina stokunun detaylı analizlerle gözden geçirilmesi. Gerçek anlamda kentsel dönüşüm süreçlerinin uygulanması. Vatandaşlar için hayat sürecek afet bilinci eğitimleri. İnşaat aşamasında yönetmeliklere tavizsiz uyum.

Uzman görüşlerine göre, bir bölgenin deprem güvenliğini sağlamak sadece yeni binalar inşa etmekle değil, zemini doğru analiz edip fay hatlarına uygun şehir planlaması yapmakla mümkündür. Bursa'da özellikle yerel zemin özelliklerinin bina dayanıklılığına etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Program sonunda katılımcılar, afet sonrası kurtarma çalışmalarının etkinliği ve yerel afet yönetimi süreçleri hakkında merak ettikleri soruları yöneltti. Nilüfer Belediyesi yetkilileri, benzer bilgilendirme toplantılarının farklı mahallelerde de devam edeceğini ifade ederek, toplumsal dirençliliğin güçlendirilmesinin öncelikli hedefleri olduğunu dile getirdi.