Eğitimci ve Türkolog Hayat Aras, kaleme aldığı yazısında Kazdağları’nın eteklerinde yaşayan Tahtacı Türkmenleri ile Orta Asya bozkırlarının kadim geleneklerini bir araya getirdi. Tahtakuşlar köyüne yaptığı ziyaret sırasında yaşadığı deneyimleri aktaran Aras, Sengel bölgesinden gelen Galsan Çinag ile Tahtacı Türkmenlerinin yaşam pratikleri arasındaki şaşırtıcı benzerliklere dikkat çekti.

Kültürel Bir Köprü Olarak Tahtakuşlar

Eski adı Kuşlar Bayırı olan Tahtakuşlar, Kazdağları’nın sunduğu coğrafi avantajları köklü bir kültürel mirasla birleştiriyor. Aras, buradaki topluluğun sadece bir meslek grubu ile anılmasının yetersiz kalacağını, asıl meselenin asırlardır korunan göçebe Türk kültürünün yerleşik hayattaki izleri olduğunu vurguluyor. Toroslar'dan Ege'ye uzanan bu göç rotasında, ormanla iç içe yaşayan topluluklar, uzak topraklardan getirdikleri kimliği bugüne taşıma konusunda büyük bir titizlik gösteriyor.

Dağ Kültü ve Manevi Uygulamalar

Kazdağları'nın manevi atmosferi, köyün sosyal yapısında önemli bir yer tutuyor. Ağaçlara bağlanan çaputlar, ziyaret tepeleri ve Sarıkız efsanesi gibi unsurlar, dağın insan hayatındaki kutsallığını simgeliyor. Hayat Aras, bu uygulamaları Moğolistan ve Tuva bölgesindeki kutsal taş yığınları olan ovoolar ile kıyaslıyor. Farklı coğrafyalarda yaşayan halkların doğaya, ağaca ve atalara karşı gösterdiği bu benzer saygının, ortak bir kültürel kökene mi yoksa benzer yaşam koşullarının getirdiği ortak reflekslere mi dayandığı sorusunu gündeme getiriyor.

Sengel ve Tahtakuşlar Buluşması

Moğolistan’daki Sengel bölgesinde yaşayan Türk halklarının gelenekleri, Galsan Çinag’ın rehberliğinde Kazdağları'na taşınıyor. Her yıl 6-7 Mayıs’ta düzenlenen Hıdırellez şenliklerinde, mezarlık ziyaretleri ve lokma dağıtma ritüelleri toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor. Aras, bu geleneği Iğdır’daki Yenigün kutlamaları ve Çuvaşistan’daki ataları anma törenleriyle ilişkilendirerek, Türk dünyasının dört bir yanındaki ortak değerleri gözler önüne seriyor. Mezarlıklarda atalarla kurulan bu bağ, geçmişi geleceğe taşıyan en önemli kültürel miras olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak, Tahtakuşlar örneği üzerinden yapılan bu değerlendirme, uzak coğrafyaların aslında aynı tarihsel ve kültürel paydada buluştuğunu gösteriyor. Aras’ın vurguladığı gibi, zamanın ve mesafelerin unutturamadığı bu gizli akrabalık, her bahar yeniden yeşeren geleneklerle yaşatılmaya devam ediyor.