Türkiye, enerji altyapısını güçlendirme hedefleri doğrultusunda elektrik kurulu gücünü artırmaya devam ediyor. Ağustos ayı sonu itibarıyla ülkenin toplam kurulu gücü 126 bin 944 megavat seviyesine ulaştı. Bu büyüme içerisinde yenilenebilir enerji kaynakları, enerji arz güvenliğinin temel taşlarından biri haline geldi.

Söz konusu dönemde, toplam kurulu gücün 79 bin 902 megavatlık kısmı yenilenebilir enerji tesislerinden karşılandı. Bu rakam, yenilenebilir kaynakların toplam enerji sistemi içerisindeki payının yüzde 62,9 seviyesine çıktığını gösteriyor. Yerli kaynakların toplam sistemdeki ağırlığı ise yüzde 72,1 gibi önemli bir orana ulaştı.

Güneş ve Rüzgarın Enerji Üretimindeki Yükselişi

Güneş enerjisi yatırımları, Türkiye'nin kurulu güç içerisindeki payını hızla artırmayı sürdürüyor. Ağustos ayı sonu verilerine göre, güneş enerjisi kurulu gücü 27 bin 914 megavata yükselerek toplam içinde yüzde 22'lik bir paya sahip oldu. Aynı dönemde rüzgar enerjisi santralleri ise 15 bin 434 megavat kapasite ile toplam gücün yüzde 12,2'sini oluşturdu.

Güneş ve rüzgar enerjisi toplamda 43 bin 348 megavatlık bir kapasiteye ulaştı. Bu iki kaynağın toplam sistem içerisindeki payı ise yüzde 34,2 olarak kayıtlara geçti. Yenilenebilir enerjiye yapılan bu yatırımlar, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine ulaşma noktasında stratejik bir öneme sahip bulunuyor.

Kurulu Gücün Kaynaklara Göre Dağılımı

Ülke genelindeki elektrik üretim altyapısı, farklı kaynak türleri arasında dengeli bir dağılım sergiliyor. Hidroelektrik santraller, 32 bin 331 megavatlık kapasiteyle sistemin yüzde 25,5'ini karşılıyor. Doğal gaz ise 25 bin 12 megavatlık güçle yüzde 19,7'lik bir paya sahip durumda.

Sistemin diğer önemli bileşenlerini ise şu kaynaklar oluşturuyor:

  • Yerli Kömür: 11 bin 565 megavat (%9,1)
  • İthal Kömür: 10 bin 466 megavat (%8,2)
  • Biyokütle: 2 bin 424 megavat (%1,9)
  • Jeotermal: 1 bin 798 megavat (%1,4)

Enerji yönetimi, önümüzdeki dönemde temiz enerji yatırımlarının hız kesmeden devam edeceğini vurguluyor. Güneş ve rüzgar enerjisine verilen ağırlık sayesinde, enerji arzında bağımsızlık hedefi güçlendiriliyor. COP31 süreciyle birlikte Türkiye'nin bu alandaki vizyonunun uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde temsil edilmesi amaçlanıyor. Enerji altyapısındaki bu dönüşüm, hem ekonomik sürdürülebilirliği hem de çevresel hedefleri destekleyen bir model olarak öne çıkıyor.